Uyku Masalları ve Hikayeleri Oku

Uykunun Kıyısındaki Fener

Ay, pencerelerin üzerine incecik bir gümüş örtü serdiğinde Lora hâlâ yatağında dönüp duruyordu. O gün çok güzel şeyler yaşamıştı ama zihnindeki düşünceler, uyumak yerine birbiriyle konuşup duruyordu. Kimi düşünce kahvaltıdaki balın tadını hatırlatıyor, kimi yarın giyeceği çorabın rengini merak ediyor, kimi de tavandaki küçük gölgeye yeni şekiller veriyordu.

Lora, annesinin öğrettiği gibi gözlerini kapattı ve yavaşça nefes aldı. Tam o sırada, bahçeden minicik bir ışık süzüldü. Işık, pencerenin önünde durup üç kez parladı. Lora merakına yenildi; battaniyesini omuzlarına alarak sessizce bahçeye çıktı. Çimenlerin arasında, daha önce hiç görmediği küçük bir fener duruyordu. Fenerin sapında tahta bir etiket vardı: “Uykunun kıyısına gidenlere.”

Feneri eline alınca bahçenin sonundaki taş duvarın üzerinde yuvarlak bir kapı belirdi. Kapı ne gıcırdadı ne de kilitliydi. Lora dokunur dokunmaz açıldı ve karşısına yumuşacık yosunlarla kaplı dar bir yol çıktı. Yolun iki yanında, yaprakları battaniye gibi geniş ağaçlar uyukluyor; dallarında asılı duran küçük çanlar, rüzgâr estikçe neredeyse duyulmayacak kadar hafif sesler çıkarıyordu.

Biraz ileride, başında örme bir şapka bulunan yaşlı bir kirpi göründü. Kirpinin adı Pofuduk Rami’ydi. Rami, fenerin ışığını görünce gülümsedi. “Demek bu gece nöbet sırası sende,” dedi. Lora şaşkınlıkla, “Ben nöbet tutmayı bilmiyorum ki,” diye cevap verdi. Kirpi, “Uykunun kıyısında nöbet tutmak, gözleri açık beklemek değildir. Birinin içindeki telaşın yavaşlamasına yardım etmektir,” dedi.

Rami, Lora’yı üç küçük kulübenin bulunduğu açıklığa götürdü. İlk kulübede minik bir sincap, gün boyunca biriktirdiği fındıkları sayıp duruyordu. İkinci kulübede genç bir kaplumbağa, yarın yetiştireceği işleri düşünüyor; üçüncü kulübede ise tombul bir serçe, söylemeyi unuttuğu bir teşekkürün üzüntüsünü taşıyordu. Hepsinin uykusu, akıllarında büyüyen küçük düğümlere takılmıştı.

Lora önce sincabın yanına oturdu. Fındıkları yeniden saymak yerine onları üç sepete ayırmayı önerdi: “Bugünlük, yarınlık ve paylaşmalık.” Sincap, paylaşmalık sepete iki fındık koyunca göğsündeki sıkıntı hafifledi. Sonra kaplumbağaya, yarının işlerini tek tek düşünmek yerine yalnızca ilk adımı seçmesini söyledi. Kaplumbağa, sabah yapacağı ilk işi belirleyince gözleri ağırlaşmaya başladı. Serçeye gelince Lora, “Teşekkür bazen gecikebilir ama kaybolmaz,” dedi. Serçe, bu sözleri duyunca kanatlarını gevşetip tatlı bir uykuya daldı.

Her kulübenin önünde fener biraz daha aydınlandı. Ancak Lora’nın kendi içindeki düşünceler de kıpırdanmaya başlamıştı. Evini, annesini ve yatağını özlemişti. Rami ona, yolun sonuna kadar yalnızca fenerin aydınlattığı yere bakmasını söyledi. “Bütün geceyi birden çözmeye çalışma,” diye ekledi. “Huzur, bazen yalnızca önündeki tek adımı fark etmektir.”

Yolun sonunda küçük bir iskele vardı. İskele, durgun ve berrak bir gölün üzerine uzanıyordu. Gölün kıyısında yüzlerce kâğıt kayık bekliyordu. Her kayığın içinde bir düşünce yazılıydı: “Yarın ne olacak?”, “Ya unutursam?”, “Acaba doğru mu yaptım?” Lora, kendi aklına takılan düşünceleri de küçük bir kâğıda yazdı. Sonra onu katlayıp bir kayığa dönüştürdü ve suya bıraktı.

Kayıklar gölde sessizce ilerlerken fenerin ışığı suyun üzerinde uzun bir yol çizdi. Lora, düşüncelerini yok etmek zorunda olmadığını anladı. Onları güvenli bir yere bırakabilir, sabah olduğunda yeniden düşünebilirdi. Bu fark ediş, kalbinin üzerine serilen sıcak bir örtü gibi içini yumuşattı.

Rami, Lora’ya dönüp, “Artık uykunun kıyısını buldun,” dedi. “Şimdi evine dönme zamanı.” Lora feneri göğsüne yakın tuttu ve kapıdan geçerek bahçesine çıktı. Kapı, arkasından sessizce kapandı. Lora odasına döndüğünde annesi hâlâ kitap okuyordu. Lora hiçbir şey anlatmadan yatağına uzandı; feneri komodinin üzerine koydu.

O gece fener sabaha kadar yanmadı. Yalnızca Lora gözlerini kapatırken bir kez parladı. Lora, nefesini yavaşça alıp verdi, yarının ilk adımını düşündü ve düşüncelerini gölün kayıklarına emanet etti. Çok geçmeden huzurlu düşlerin içine süzüldü. Sabah olduğunda fener ortada yoktu; fakat Lora, ihtiyaç duyduğu sakin ışığın artık kendi içinde bulunduğunu biliyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu