Gölgelerin Piknik İçin Toplandığı Gün

Çınçın Ovası’nda güneş her sabah pırıl pırıl doğardı. Evlerin önünde çiçekler açar, kelebekler kanatlarını ısıtır, hayvanlar kahvaltılarını kapılarının önünde yapardı. Ovada yaşayan minik sincap Lupi’nin en sevdiği şey ise gölgesiyle oyun oynamaktı. Lupi zıpladığında gölgesi de zıplar, Lupi kuyruğunu salladığında gölgesi de kocaman bir fırça gibi sallanırdı.
Bir yaz sabahı Lupi dışarı çıktı ve şaşkınlıkla yere baktı. Gölgesi yoktu! Önce başını sağa çevirdi, sonra sola çevirdi. Güneş tam tepedeydi ama yerde yalnızca parlak çimenler görünüyordu.
“Belki uykusu gelmiştir,” diye düşündü Lupi. Evinin arkasına baktı. Yoktu. Kovanın yanına baktı. Yoktu. Kuyruğunun altına bile baktı ama gölgesi orada da değildi.
Lupi, ovadaki arkadaşlarına sormaya karar verdi. Tavşan Pofuduk, havuç bahçesinde çalışıyordu. Onun gölgesi de kaybolmuştu. Ördek Maviş, göletin kenarında kanatlarını kurutuyordu; onun gölgesi de görünmüyordu. Kirpi Boncuk, çimenlerin üstünde minicik adımlarla ilerliyor, “Benim gölgem de sabah erkenden gitti,” diyordu.
O gün güneş çok sıcaktı. Gölgesi olmayan hayvanlar serin bir yer bulmak için sağa sola koştular. Kimi yaprakların altına saklandı, kimi boş sepetlerin içine oturdu. Fakat Çınçın Ovası’nda herkes için yeterli serin yer yoktu.
Lupi, yaşlı dut ağacının yanına gitti. Dut ağacı her şeyi görürdü. Dalları geniş, gövdesi kalın, yaprakları da yemyeşildi.
“Dut Dede,” diye sordu Lupi, “gölgelerimiz nereye gitti?”
Ağaç, yapraklarını yavaşça hışırdattı. “Sabah erkenden hep birlikte yürüyüp tepenin arkasındaki boş alana gittiklerini gördüm,” dedi. “Bir şeyden söz ediyorlardı ama rüzgâr son kelimeleri uçurdu.”
Lupi hemen tepeye doğru koştu. Yol boyunca Pofuduk, Maviş ve Boncuk da ona katıldı. Tepenin arkasına vardıklarında şaşkınlıktan ağızları açık kaldı. Çimenlerin üzerinde onlarca gölge yan yana duruyordu. Kimi yuvarlak, kimi uzun, kimi de tüy tüy görünüyordu. Hepsi sessizce bekliyordu.
Lupi’nin gölgesi öne çıktı. Başını eğmişti.
“Neden kaçtınız?” diye sordu Lupi.
Gölge, incecik bir sesle cevap verdi: “Siz oyun oynarken hep bizi koşturuyorsunuz. Biraz sağa, biraz sola… Hiç dinlenemiyoruz. Üstelik serinlemek isteyen herkes gölgelerin altına geliyor ama kimse gölgelerin de yorulabileceğini düşünmüyor.”
Lupi bunu duyunca çok üzüldü. Gerçekten de gölgesini hiç dinlendirmemişti. Arkadaşları da başlarını önlerine eğdi.
“Peki ne yapabiliriz?” diye sordu Pofuduk.
Lupi biraz düşündü. Sonra gözleri parladı. “Bugün gölgeler için piknik yapalım! Onları koşturmak yerine birlikte dinlenelim. Yapraklardan serin şapkalar, çiçeklerden küçük tabaklar hazırlayalım.”
Hayvanlar hemen işe koyuldu. Maviş, göletten su taşıdı. Boncuk, iri yaprakları topladı. Pofuduk, havuçları yuvarlak yuvarlak kesti. Lupi ise dut ağacından düşen meyveleri bir sepete doldurdu.
Sonra gölgeler, sahiplerinin yanına döndü. Her hayvan kendi gölgesine bir yer açtı. Hep birlikte yaprakların üzerine oturdular. Gölgelere su ikram ettiler, meyve paylaştılar ve onları hiç koşturmadılar. Lupi, gölgesine küçük bir yaprak yelpaze verdi.
“Bugün sen dinlen,” dedi. “Yarın oyun oynarken daha nazik olacağım.”
Gölge memnuniyetle uzadı. Önce Lupi’nin ayaklarına, sonra kuyruğuna sarıldı. Ardından bütün hayvanların gölgeleri yavaşça yerlerine döndü. O gün güneş, ovanın üzerine altın bir ışık serpti ama hiç kimse bunalmadı. Çünkü artık herkes serinliği paylaşmayı biliyordu.
Akşam olunca Lupi gölgesine el salladı. Gölgesi de ona el salladı. O günden sonra Çınçın Ovası’nda her ay bir Gölge Pikniği yapıldı. Piknikte en önemli kural şuydu: Gölgesi olan dinlenir, gölgesi olmayan da paylaşmayı öğrenirdi. Lupi ise her oyundan sonra gölgesine teşekkür etmeyi hiç unutmadı.
Masalın Küçük Dersi
Bazen sessizce yanımızda duranların da dinlenmeye ve ilgi görmeye ihtiyacı vardır. Paylaşınca hem serinlik hem mutluluk çoğalır. Böylece 4 yaş masalları ve hikayeleri oku diyen çocuklar, dostluğun ne kadar güzel olduğunu keşfedebilir.




