Aşk Hikayeleri & Masalları Oku Romantik

Papatya Postanesine Bırakılan Kalp Mektubu

Gökkuşağı Tepeleri’nin ardında, sabahları papatya kokusuyla uyanan küçük bir kasaba vardı. Bu kasabanın en ilginç yeri, çatısı sarı çiçeklerle kaplı Papatya Postanesiydi. Burada mektuplar yalnızca adreslere göre değil, kalplerin taşıdığı duygulara göre de yol bulurdu. Sevinçle yazılan zarflar zıplayarak ilerler, özlem dolu kartlar hafifçe ısınır, teşekkür mektupları ise gümüş gibi parıldardı.

Postanede çalışan iki genç yardımcı vardı: Lalin ve Doruk. Lalin, zarfların üzerine minik resimler çizerdi. Doruk ise yollarını şaşıran mektuplar için pusulalar hazırlardı. İkisi birlikte çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlamazdı. Lalin, Doruk’un sabırlı oluşunu sever; Doruk da Lalin’in en küçük mutluluğu bile fark etmesine hayran kalırdı. Yine de bu duyguları birbirlerine açıkça söylemeye çekinirlerdi.

Bir ilkbahar sabahı, postanenin kapısının önünde hiç görülmemiş bir zarf bulundu. Zarfın üzerinde isim yoktu. Kapağında yalnızca iki kalp ve aralarında ince bir yıldız çizilmişti. İçinden, “Beni bekleyen kişiye ulaşmak istiyorum. Fakat hangi yoldan gideceğimi bilmiyorum,” yazan kısa bir mektup çıktı.

Postanenin yaşlı yöneticisi Bayan Mercan, mektubu dikkatle inceledi. “Bu, sahibinin kalbinde sakladığı bir söz olmalı,” dedi. “Böyle mektuplar adres sormaz, cesaret arar. Onu doğru yere götürmek size düşüyor.”

Lalin ile Doruk hemen yola koyuldu. Önce Fısıldayan Çayır’a gittiler. Çiçekler, mektubun sahibinin her gün birine yardım eden biri olduğunu söyledi. Sonra Yuvarlak Göl’ün kıyısına vardılar. Gölün suyu, mektubun sahibinin karşısındaki kişiyi görünce yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdiğini gösterdi. İki arkadaş bütün kasabayı düşündü, fakat hiçbir isimden emin olamadı.

Yol boyunca Lalin, Doruk’un pusulalarını rüzgârdan korudu. Doruk da Lalin’in yorulan ayakları için çimenlerden yumuşak bir dinlenme yeri hazırladı. Bir süre sonra Lalin, “Bu mektup belki de cesaret edemeyen birinin değil, duygularını saklamaktan yorulan birinin mektubudur,” dedi. Doruk başını eğdi. “Bazen insan, en önemli sözü söylemek için karşısındakinin önce konuşmasını bekler,” diye karşılık verdi.

Akşamüstü mektup ansızın parlamaya başladı. Parıltı, onları postanenin arkasındaki eski Gülümseme Ağacı’na götürdü. Ağacın dallarında yüzlerce boş kâğıt sallanıyordu. Lalin bir dalın altında kendi el yazısını gördü. Bu, birkaç hafta önce yazıp göndermeye cesaret edemediği bir nottu: “Seninle çalışırken sıradan günler bile güzelleşiyor.”

Doruk şaşkınlıkla cebinden katlanmış bir kâğıt çıkardı. “Benim de söylemek isteyip sakladığım şey buydu,” dedi. “Sen yanımdayken, kaybolan mektupları bulmak bile neşeli bir işe dönüşüyor.” İkisi, gizemli zarfın aslında kendi kalplerinden çıkan ortak bir dilek olduğunu anladı. Mektup, sahibine ulaşmıştı; çünkü doğru adres, birbirlerine dürüstçe baktıkları andı.

Lalin gülümseyerek elini Doruk’un elinin üzerine koydu. “Bundan sonra önemli sözleri saklamayalım mı?” diye sordu. Doruk, “Saklamayalım. Ama onları aceleyle değil, özenle söyleyelim,” dedi. O sırada Gülümseme Ağacı’nın çiçekleri açtı ve havaya yıldız biçimli küçük yapraklar saçıldı.

Kasabaya döndüklerinde Bayan Mercan, ikisine yeni bir görev verdi: Papatya Postanesinde “Kalpten Söylenen Sözler” adında özel bir köşe kuracaklardı. Buraya mektup bırakmak isteyen herkes, duygusunu süslü kelimelerle değil, içtenlikle yazacaktı. Kimi özrünü, kimi teşekkürünü, kimi de sevdiğini anlatacaktı.

O günden sonra Lalin ile Doruk birlikte çalışmayı sürdürdü. Her sabah postanenin kapısını açarken birbirlerine küçük bir selam verir, gün içinde birbirlerinin emeğini takdir ederlerdi. Çünkü ikisi, sevginin yalnızca kalpte saklanan güzel bir duygu olmadığını öğrenmişti. Sevgi, doğru zamanda söylenen içten bir söz, zor günde uzatılan bir el ve birlikte büyütülen güven demekti. Papatya Postanesi’ne gelenler de bu yüzden onların öyküsünü duyunca şunu söylerdi: “En güzel kalp mektubu, sahibine cesaretle verilen mektuptur.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu