3 Yaş Masalları ve Hikayeleri Oku

Minik Misket’in Uyuyan Çeşmesi

Çimenlerin yumuşacık olduğu, evlerin pencerelerinde sardunyaların gülümsediği küçük bir köy varmış. Bu köyde Misket adında neşeli bir çocuk yaşarmış. Misket, yuvarlak yanakları ve ceplerinde taşıdığı renkli taşlarıyla her sabah bahçeye çıkarmış. En sevdiği yer ise köy meydanındaki eski çeşmeymiş.

Çeşmenin başında küçük bir taş kuş dururmuş. Kuşun gagasından su akar, suyun sesi de bütün meydana tatlı bir şarkı gibi yayılırmış. Fakat bir sabah Misket çeşmenin yanına gittiğinde hiç su sesi duymamış. Taş kuşun gagası kupkuruymuş.

“Günaydın çeşme,” demiş Misket. “Bugün neden şarkı söylemiyorsun?”

Çeşme cevap vermemiş. Yalnızca içinde minicik bir damla parlamış ve sonra o da kaybolmuş. Misket, çeşmenin susadığını düşünmüş. Hemen evine koşup küçük bir fincan su getirmiş. Suyu taş kuşun başına dökmüş ama çeşme yine akmamış.

O sırada köyün yaşlı bahçıvanı Pembe Nine meydana gelmiş. Elinde boş bir sepet varmış.

“Çeşmeler bazen yalnızca suyu değil, güzel sesleri de özler,” demiş Pembe Nine. “Belki ona yardım etmek için önce çevresini neşelendirmek gerekir.”

Misket bu sözü düşünmüş. Çeşmenin çevresine bakmış. Yerde kuru yapraklar, kenarda devrilmiş bir saksı, taşların arasında da unutulmuş küçük çöpler varmış. Misket kollarını sıvamış. Yaprakları toplamış, çöpleri sepetine koymuş ve devrilen saksıyı yerine yerleştirmiş.

Sonra çeşmenin yanında oturan tombul kedinin önüne biraz süt bırakmış. Kedi memnuniyetle mırlayınca Misket gülümsemiş. Bir serçe gelip taş kuşun kanadına konmuş. Serçeye de birkaç buğday tanesi vermiş.

Derken meydana fırıncı Rıza Amca gelmiş. Elindeki ekmek sepeti ağırmış.

“Birazını taşımama yardım eder misin?” diye sormuş.

Misket sepetin bir ucundan tutmuş. Birlikte ekmekleri fırının önüne götürmüşler. Rıza Amca, “İyilik, su gibi paylaşılınca çoğalır,” demiş ve Misket’e sıcacık bir çörek vermiş. Misket çöreği tek başına yememiş; yarısını Pembe Nine’ye, küçük bir parçasını da kedisine ayırmış.

Öğleye doğru köy meydanına başka çocuklar da gelmiş. Biri renkli taşları düzenlemiş, biri çiçekleri sulamış, biri de çeşmenin çevresine küçük bir çember çizmiş. Herkes yaptığı işi bitirince meydan daha aydınlık, daha düzenli ve daha sevinçli görünmüş.

Sonra Misket taş kuşun gagasına kulağını yaklaştırmış. Önce çok hafif bir ses duymuş: “Pıt…” Ardından bir damla düşmüş. “Şıp!”

Çocuklar sessizce beklemiş. Taş kuşun gagasından önce incecik, sonra güçlü bir su akmaya başlamış. Su, güneşte parlayarak küçük bir havuzda toplanmış. Meydanı dolduran şırıltı, sanki çeşmenin teşekkür şarkısıymış.

Herkes elini yıkamış ama hiç kimse suyu boşa akıtmamış. Misket, çeşmenin yanına küçük bir tahta levha koymuş. Levhada şöyle yazıyormuş: “Suyu koru, iyiliği paylaş, neşeyi çoğalt.”

O günden sonra köy halkı her sabah çeşmenin çevresinde bir iyilik yapmaya başlamış. Kimi kuşlara yem vermiş, kimi çiçekleri sulamış, kimi yaşlı bir komşusunun sepetini taşımış. Çeşme ise her gün daha güzel şarkı söylemiş.

Misket akşam evine dönerken cebine minicik, parlak bir taş koymuş. Bu taş ona çeşmenin sırrını hatırlatıyormuş: Güzel şeyler, küçük bir özenle yeniden canlanabilir.

O gece köyde herkes huzurla uyumuş. Meydandaki çeşme de ay ışığı altında usul usul şırıldamış.

Masalın Güzel Sözü

Paylaşılan su çoğalır, yapılan iyilik kalpleri neşeyle doldurur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu