Hikaye OkuMasallar

Beyaz Güvercin ile Baykuş Masalı

Ormanın Sessiz Başlangıcı

Uzak bir vadide, ağaçların tepeleri birbirine değecek kadar sıklaşmış bir ormanda, geceler uzun ve gündüzler parlaktı. Ormanda geceyi seven baykuşlar, gündüzü seven güvercinler, sincaplar, tilkiler ve daha birçok yaratık birlikte yaşardı. Herkes kendi ritmine sadıktı; ama iki canlının ritimleri diğerlerinden farklıydı: beyaz bir güvercin ve yaşlı bir baykuş.

Beyaz Güvercin

Beyaz güvercin, adını tüylerinin parlaklığından değil, cesareti ve merhametinden alırdı. Gündüzleri köyün avlusunda çocukların arasında uçup dolaşır, ihtiyaç olunca çöplerden yiyecek bulur, yaralı kuşlara yuva taşırdı. İnsanların arasındaki hayatı, güvercine ait bir sıcaklık veriyordu; herkes onu bilir, selamlardı.

Yaşlı Baykuş

Baykuş ise ormanın en yüksek çınarında yaşardı. Gece avlanır, ay ışığında kanat sesleri neredeyse duyulmazdı. Diğer hayvanlar onu bilge sayar, gece sorunları olduğunda danışırlardı. Yine de baykuş yalnızdı; gündüzleri uyuması gerektiği için kimseyle uzun sohbetler edemezdi. Onun bilgeliği, yalnızlığın ağır bir gölgesini taşırdı.

Görüşmelerin Başlaması

Bir sonbahar sabahı, güvercin yuvasına dönerken ayaklarının önünde bir parça kuma benzer, ağarmış bir tüy buldu. Tüy, aslında baykuşun yaşlı kanadından düşmüştü. Güvercin, tüyü alıp gökyüzüne baktı; o gün güneş ve ay aynı anda görünmüştü. Bu, ormanda nadiren karşılaşılan bir durumdu ve iki farklı dünyanın yollarını kesiştirebilirdi.

Güvercin tüyü çınarın dibine götürdü. Baykuş ilk başta uykusundan rahatsız edildiğini düşünüp kızgın gözlerle baksa da, güvercinin nazik sesi ve içten merakı yavaşça duvarları yıktı. Böylece konuşmaya başladılar — kısa, şaşkın ama sıcak bir konuşma.

Yanlış Anlaşılmalar

İlk zamanlar sorun ortadaydı: güvercin gündüzü, baykuş geceyi savunuyordu. Güvercin

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu