Masallar

Gaddar Avcı Masalı

Ormanın Sessizliği

Bir köy, bir iz

Köyün etrafını çepeçevre saran orman yıllardır herkes için hem bereket hem sır kaynağıydı. Ne var ki, sonbaharın ilk rüzgârı ile birlikte ağaçların arasından çıkanı görenlerin anlattıkları, çeşmelerin kenarında toplanan köylüleri endişelendiriyordu. Gece nöbetleri arttı, evlerin kapıları daha sıkı kilitlendi. Herkes, ormanda dolaşan acımasız bir avcının olduğunu düşündü; ayak izleri bırakıyor, birkaç talihsiz hayvan dışında geriye hiçbir iz kalmıyordu.

Avcının gölgesi

Avcı, köylüler tarafından nadiren görülürdü. Sesleri bastıran bir karanlık gibi varlığı yayıldığında, tarlalar boşalır, çocuklar içeri çağrılırdı. Söylentiler onun zalim olduğunu, gözünü kırpmadan kurşun sıktığını, tuzaklarını acımasızca kurduğunu söylerdi. Fakat kimse ne için avlandığını, hangi yarayı taşıdığını bilmezdi; gölgesi kadar sessizdi sadece.

Bir karşılaşma

Kasabadan uzaklaşmak zorunda kalan küçük bir kız, Leyla, ormanda kısa bir yol alırken avcının izine rastladı. İzler dikkatlice bırakılmış, kan izleri ise bir ağacın dibine kadar uzanmıştı. Leyla korktu, ama aynı zamanda zihninde bir soru belirdi: Neden? Neden bu kadar sert davranıyordu bu adam? Merakı korkusundan ağır geldi ve ayakta durup izleri takip etti.

Beklenmedik duruş

Avcıyı bir açıklıkta buldu; adam bir ağaca yaslanmış, yüzünde yorgunluk, elinde avladığı bir bıldırcın vardı. Leyla koşarak uzaklaşmadı. Küçük seslerle konuşmaya başladı, önce kendini tanıttı, sonra köyün çocuklarının toplandığı yere dair basit şeyler anlattı. Avcı ilk önce dinlemedi; bakışları öylesine sertti ki Leyla kaçabileceğini düşündü. Ama konuşma uzadıkça adamın sesi yumuşamaya başladı.

Geçmişin izleri

Leyla’nın ısrarı, avcının geçmişinin kapılarını aralamaya yetti. Gençliğinde ormanın bir köşesinde bir yangın başlamış, onun ailesi parçalanmıştı. O yangın, ona hayatta kalmayı öğretmişti; acımasızlık bir yöntem olmuştu. Her av, onun unutma çabasıydı; kaybettiği sessizliği avcılıkla dolduruyordu. Leyla, bunu duyunca gözlerine yaş gelmedi ama içi sızladı.

Bir anlaşma

Leyla köye döndüğünde yalnızca hikâyesini anlatmadı; beraberinde bir teklif de götürdü. Avcıyı tamamen dışlamayıp, onun için bir çözüm bulmak istiyordu. Köy halkı önce direnç gösterdi; korku güçlüydü. Ancak Leyla’nın kararlılığı ve bazı yaşlıların hatırladığı eski yardımsever anılar, ufak bir kapı araladı.

Değişimin küçük adımları

Köylüler, avcının ihtiyaç duyduğu birkaç eşyayı getirdiler, yaralarını saracak ilaçlar sağladılar ve ona ormandan daha az av gerektirecek biçimde çalışabilecek işler teklif ettiler. Avcının ilk tepkisi şüphe oldu; yılların yalnızlığı, her iyiliğin arkasında bir tuzak aramaya alıştırmıştı onu. Yine de zamanla, basit bir ekmek paylaşımı, yangından kurtardığı kedinin iyileşmesine yardım eden bir el, onun yavaş yavaş güven duymasını sağladı.

Ormanın yeni şarkısı

Aylar içinde avcının yöntemleri yumuşadı. Tuzaklar söküldü, nokta atışı merakları yerine koruyucu bir görev aldı; yaralı hayvanları bulup köyün yaşlılarına teslim etmeye başladı. Köylüler de onu dışlamayı bıraktılar; tedirginlik yerini temkinli bir saygıya bıraktı. Orman, yeniden bir müzik tuttu: dallarda kuşların sesi, çocukların kahkahası, akşamüstü sohbetleriyle doldu.

Masalın fısıltısı

Bu hikâye bir kahraman yetiştirmekten çok, bir insanın içinde saklı kalan kırılganlığı görmeyi öğretir. Kimi zaman zulüm, yaraların dili olur; affetmekse hem yaranın hem de toplumun iyileşmesidir. Leyla’nın cesareti, köyün sabrı ve avcının küçük adımları, ormanın sessizliğini değiştirdi. Zaten masalların söylediği şey de budur: en sert kalpler bile, doğru eller dokunduğunda yumuşar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu