Masal Sitesi

İplikten Örülen Sessiz Harita

Uzak tepelerin ardında, evlerin bacalarından tarçın kokuları yükselen İplikova adında küçük bir kasaba vardı. Kasabanın en eski dükkânında, renk renk iplikler satan Narin adında bir çocuk yaşardı. Narin’in en sevdiği şey, dükkânın arka rafında duran boş deftere kendi masallarını yazmaktı. Yazdığı her masalı annesi, kasabanın küçük masal sitesi için özenle süsler, çocuklar da akşamları bu hikâyeleri okuyup düşlere dalardı.

Bir sabah Narin, rafların arasında daha önce hiç görmediği gümüş renkli bir makara buldu. Makaranın ucundan incecik bir iplik sarkıyor, iplik yere değdiği anda kendiliğinden kıvrılıyordu. Narin ipliği izleyince dükkânın duvarında saklı bir kapı belirdi. Kapının üzerinde ne kilit ne de tokmak vardı; yalnızca şu cümle yazılıydı: Doğru yolu arayan, önce dinlemeyi bilmeli.

Narin elini kapıya uzattı. Kapı sessizce açıldı ve karşısına bembeyaz bir oda çıktı. Odanın ortasında, havada asılı duran büyük bir harita vardı. Haritanın çizgileri renkli ipliklerden örülmüş, fakat hiçbir yerde şehir adı yazmıyordu. Yalnızca bazı noktalarda küçük düğümler bulunuyordu. Narin haritaya yaklaşınca düğümlerden biri titredi ve yere üç küçük kart düştü.

  • Birinci düğüm, paylaşılmayı bekleyen bir sevinci saklıyor.
  • İkinci düğüm, söylenmemiş bir özrü taşıyor.
  • Üçüncü düğüm, herkesin unuttuğu bir yeteneği koruyor.

Narin, haritanın neden kendisini seçtiğini anlayamasa da kartları cebine koydu. Gümüş iplik, kapıdan dışarı uzanıp kasabanın kuzeyindeki değirmene doğru ilerledi. Narin yola çıkarken yanına küçük bir ekmek, bir şişe su ve annesinin verdiği sarı düğmeyi aldı.

İlk düğüm, değirmenin arkasındaki çimenlikteydi. Orada, yıllardır yarışlara katılmak isteyen fakat bisikleti olmadığı için kenarda duran Aras oturuyordu. Kasabanın çocukları, eski bisikletlerinin tekerleklerini yenilemek için bir kutuda renkli kurdeleler biriktirmişti. Narin, kutuyu Aras’a götürdü. Çocuklar önce şaşırdı, sonra herkes elindeki en güzel kurdeleyi verdi. Aras’ın bisikleti süslendiğinde yüzünde öyle parlak bir gülümseme belirdi ki haritadaki ilk düğüm çözülüp altın rengi bir çizgiye dönüştü.

İkinci çizgi, taş köprünün altındaki sazlıklara uzandı. Narin orada, iki kardeş olan Suna ile Poyraz’ı gördü. İkisi de aynı tahta kayığı istiyor, bu yüzden günlerdir birbirleriyle konuşmuyordu. Narin hemen öğüt vermek yerine yanlarına oturdu ve sessizce bekledi. Bir süre sonra Suna, kayığın küreğini kırdığı için üzgün olduğunu söyledi. Poyraz da bunu sakladığı için özür diledi. Birlikte küreği onardılar. Haritadaki ikinci düğüm, mor bir çiçek gibi açıldı.

Son iplik kasabanın kullanılmayan saat kulesine gidiyordu. Kulenin içinde, yıllardır kimsenin dinlemediği yaşlı marangoz Uluç bulunuyordu. Uluç, tahtaya bakarak güzel kuşlar oymayı biliyor, fakat elleri titrediği için artık bunu yapamadığını sanıyordu. Narin ondan bir kuş yapmasını istemedi; yalnızca nasıl yapıldığını öğrenmek istedi. Uluç, keskin bıçağı dikkatle tutup tahtaya birkaç küçük çizgi attı. Çok geçmeden tahta parçası, kanatlarını açmış bir serçeye dönüştü. Uluç’un yeteneği hiç kaybolmamıştı; sadece yeniden çağrılmayı bekliyordu.

Üçüncü düğüm de çözülünce harita konuşmaya başladı. Sesi rüzgâr kadar hafifti: Bir yerin en değerli hazinesi, orada birbirine iyi davranan insanların izleridir. Ardından gümüş iplik, haritanın bütün yollarını birleştirdi ve İplikova’nın yepyeni bir resmini ortaya çıkardı. Bu resimde dükkânlar, evler ve yolların yanında iyilikle parlayan yüzler vardı.

Narin haritayı kasaba meydanına götürdü. Herkes kendi düğümünü bulup ona bir renk verdi. Aras bisikletinin kurdelesini, Suna ile Poyraz onardıkları küreğin küçük bir parçasını, Uluç ise tahta serçeyi haritanın yanına bıraktı. O günden sonra Narin’in annesi, kasabanın masal sitesi için yalnızca yazılmış öyküleri değil, insanların yaptığı güzel davranışları da paylaşmaya başladı.

Gümüş makara yeniden dükkânın rafına yerleşti. Narin ise her boş deftere aynı cümleyi yazdı: İyilik, yolu görünmeyen ama kalbi aydınlatan bir ipliktir. İplikova’da kimse haritanın bir daha konuşup konuşmayacağını bilemedi. Fakat herkes, o günden sonra attığı her güzel adımın bir yerlerde parlayan yeni bir düğüm oluşturduğunu hissetti.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu