2 Yaş Masalları ve Hikayeleri Oku

Fındık Kabuğundaki Gülümseyen Ev

Minik Pati, çimenlerin arasında yürümeyi çok severdi. Pati’nin küçük patileri yumuşacıktı. Sabah olunca annesiyle vedalaşır, sarı çizmelerini giyer ve bahçeye çıkardı. Bahçede kelebeklere el sallar, yuvarlak taşları dizer, sonra da “Merhaba güneş!” derdi.

Bir gün Pati, çalılıkların yanında minicik bir şey gördü. Şey, fındık kabuğuna benziyordu. Ama bu fındık kabuğunun üzerinde yuvarlak bir pencere, küçük bir kapı ve kırmızı bir çatı vardı. Kapının önünde de ufacık bir paspas duruyordu.

Pati eğildi ve kapıya hafifçe vurdu.

Tık tık!

İçeriden tatlı bir ses geldi: “Kim o?”

“Ben Pati’yim,” dedi minik tavşan. “Sen kimsin?”

Kapı açıldı. İçeriden, düğme gözlü, pembe yanaklı bir ev çıktı. Evet, ev çıktı! Küçük ev iki pencere kapağını açıp kapatıyor, duvarlarını neşeyle sallıyordu.

“Ben Gülücük Ev’im,” dedi. “Burada herkese yer var. Fakat bugün biraz sessizim. Çünkü gülümsemeyi unuttum.”

Pati şaşırdı. “Evler nasıl gülümser?” diye sordu.

Gülücük Ev, çatısını hafifçe eğdi. “Bazen bir evin gülümsemesi, penceresinden içeri giren güzel bir ses olur. Bazen sıcak bir selamdır. Bazen de paylaşılmış küçücük bir lokmadır. Ben bugün bunların hiçbirini bulamadım.”

Pati hemen yardım etmek istedi. Önce bahçeden üç papatya topladı. Papatyaları pencerenin önüne koyup, “Bunlar senin olsun,” dedi.

Gülücük Ev’in pencereleri biraz açıldı. “Ne güzel!” dedi. Ama henüz tam gülümsemiyordu.

Sonra Pati, cebindeki mavi boncuğu çıkardı. Bu boncuk, Pati’nin en sevdiği boncuktu. Onu kapının yanına bıraktı. “Bunu da senin için getirdim,” dedi.

Gülücük Ev’in kapısı sevinçle sallandı. Çatısından minicik bir “ding” sesi yükseldi. Yine de evin yüzü hâlâ biraz düşünceliydi.

Tam o sırada çalıların arkasından bir ses duyuldu.

“Karnım acıktı.”

Bu, küçük kirpi Misket’ti. Misket’in burnu titriyor, gözleri Pati’nin sepetine bakıyordu. Pati’nin sepetinde annesinin verdiği iki elma dilimi vardı. Pati elma dilimlerini çok severdi. Bir tanesini Misket’e uzattı.

“Al, bunu birlikte yiyelim.”

Misket elmayı aldı. Pati de diğer ucundan bir ısırık aldı. İkisi elmayı paylaşırken gülmeye başladılar. Misket’in gülüşü cıvıl cıvıldı. Pati’nin gülüşü yumuşacıktı.

O anda Gülücük Ev’in duvarları parladı. Pencereleri kocaman açıldı. Kırmızı çatısı yukarı doğru yükseldi. Kapısı iki yana kıvrıldı ve ev gerçekten gülümsedi.

“Buldum!” diye seslendi ev. “Benim gülümsemem paylaşmanın içindeymiş!”

Pati ile Misket şaşkınlıkla alkışladı. Gülücük Ev’in içinden minik minderler, renkli fincanlar ve tarçın kokulu sıcak süt çıktı. Her fincanın yanında bir kurabiye vardı. Fakat kurabiyeler yalnızca paylaşılınca çoğalıyordu.

Pati bir kurabiyeyi ikiye böldü. İki parça dört oldu. Misket bir parçayı ikiye ayırdı. Dört parça sekiz oldu. Biraz sonra evin önünde papatyalar, kelebekler, serçeler ve uğur böcekleri toplandı. Herkes bir parça aldı. Kurabiyeler bitmedi; aksine tabak dolup taştı.

Gülücük Ev, Pati’ye küçük bir anahtar verdi. Anahtar, fındık kabuğundan yapılmıştı.

“Bu anahtarla her zaman gelebilirsin,” dedi. “Ama kapımı açan asıl şey anahtar değil. Güzel bir söz, sıcak bir selam ve paylaşmaya hazır bir kalp.”

Akşam gökyüzü turuncuya boyanınca Pati, Misket’le vedalaştı. Gülücük Ev de pencerelerini yavaşça kapattı. Fakat kapısındaki gülümseme hiç kaybolmadı.

Pati eve dönerken annesine gününü anlattı. Sonra sepetindeki son elmayı annesiyle paylaştı. O gece Pati’nin düşünde küçük bir fındık kabuğu ev vardı. Ev, ay ışığında parlıyor ve her misafirine şöyle diyordu: “Bir gülümseme paylaşılırsa, kocaman bir mutluluğa dönüşür.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu