Bebek Masalları ve Hikayeleri Oku

Ninni Bahçesine Konan Minik Ayçiçeği

Bir varmış, bir yokmuş. Yeşil tepelerin ardında, pencereleri sabah güneşine bakan küçük bir ev varmış. Bu evde Lale adında neşeli bir bebek yaşarmış. Lale, gündüzleri renkli çıngırağıyla oynar, akşamları annesinin kucağında uykuya dalarmış. Fakat bir gece, yıldızlar gökyüzünde parıl parıl parladığı hâlde Lale’nin uykusu gelmemiş.

Annesi ona yumuşacık bir ninni söylemiş. Babası odanın köşesine küçük bir gece lambası koymuş. Evdeki saat bile tik taklarını yavaşlatmış. Yine de Lale gözlerini kapatamamış. Tam o sırada pencereden içeri, gümüş kanatlı minicik bir kelebek süzülmüş. Kelebek, havaya üç ışıklı nokta çizmiş ve usulca dışarı uçmuş.

Lale, merakla kelebeğin peşinden gitmiş. Ayakkabılarını giymeye gerek kalmadan, gecenin serin çimenlerinde emeklemiş. Kelebek onu, yalnızca uykusu kaçan çocukların görebildiği gizli bir bahçeye götürmüş. Bahçenin kapısında tahta bir levha varmış: “Ninni Bahçesi’ne hoş geldin.”

İçeride birbirinden güzel çiçekler açıyormuş. Pembe çiçekler anne sesine benzeyen ezgiler yayıyor, mavi çiçekler yağmurun tıpırtısını andıran melodiler söylüyor, sarı çiçeklerse neşeli kahkahalar gibi çınlıyormuş. Her çiçeğin üzerinde küçük bir nota duruyormuş. Ancak bahçenin ortasındaki yuvarlak yatakta yalnızca kapalı bir tomurcuk varmış.

Bahçenin bekçisi, yaşlı ve sevecen bir kaplumbağaymış. Boynunda minik bir zil taşıyormuş. Lale’yi görünce gülümsemiş. “Bu tomurcuk, en güzel ninniyi bekliyor,” demiş. “Ama en güzel ninni, en yüksek sesle söylenen değildir. İçinde sevgi, sabır ve paylaşma bulunan ninnidir.”

Lale tomurcuğa yaklaşmış. Önce annesinin sesini düşünmüş. Sonra babasının onu kucağına alırken söylediği küçük ezgiyi hatırlamış. Bir de her sabah penceresine konan serçenin cıvıltısını… Lale hiçbir kelime bilmese de dudaklarını büzüp yumuşacık sesler çıkarmaya başlamış.

Tam o sırada bahçenin bütün çiçekleri susmuş. Lale’nin sesi küçücükmüş, ama içtenmiş. Kaplumbağa başını eğip dikkatle dinlemiş. Kelebek kanatlarını yavaşça çırpmış. Uzakta duran çiçekler, kendi melodilerinden birer parça alıp Lale’nin sesine katmış. Böylece bahçede tek bir ses değil, birbirini dinleyen birçok güzel ses yükselmiş.

Kapalı tomurcuk önce titremiş, sonra yapraklarını aralamış. İçinden minicik, altın renkli bir ayçiçeği çıkmış. Ayçiçeği, başını Lale’ye doğru eğerek parlak bir tohum uzatmış. “Bunu evindeki en tatlı uykuya sakla,” demiş kaplumbağa. “Ne zaman biri huzura ihtiyaç duyarsa, ona sevgiyle bir ninni söyle. Bu tohum da o sevgiyi büyütsün.”

Lale tohumu avucuna alır almaz kendini yeniden yatağında bulmuş. Pencereden ay ışığı süzülüyor, gece lambası usulca parlıyormuş. Annesi yatağının yanında oturuyor, babası kapının eşiğinden gülümsüyormuş. Lale, elindeki altın tohumu annesine göstermiş. Sonra duyduğu ezgiyi kendi küçük sesiyle anlatmaya çalışmış.

Annesi o ezgiyi hemen anlamış gibi, Lale’ye sarılıp aynı melodiyi söylemeye başlamış. Babası da parmaklarıyla yatağın kenarına yavaşça ritim tutmuş. Lale’nin gözleri ağırlaşmış. Uykuya dalmadan önce avucundaki tohumun sıcacık olduğunu hissetmiş.

Ertesi sabah tohum, odanın pencere önündeki saksısına ekilmiş. Birkaç gün sonra orada altın renkli bir ayçiçeği açmış. Ne zaman evde bir bebek ağlasa ya da biri kendini yalnız hissetse, ayçiçeği hafifçe sallanırmış. O zaman herkes biraz yavaşlar, birbirini dinler ve sevgiyle bir ninni söylermiş.

Lale büyüdükçe Ninni Bahçesi’ni hiç unutmamış. Çünkü orada öğrenmiş ki bazen minicik bir ses, kocaman bir huzur getirebilir. Bir gülümseme, bir sarılma ve içten söylenen birkaç kelime, gecenin en güzel ışığına dönüşebilirmiş.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu