Kısa Hikayeler

Kâğıt Kayıkların Dönüş Günü

Yelkenli adında küçük bir kasabada çocuklar, dileklerini kâğıt kayıklara yazıp Çınçın Deresi’ne bırakırdı. Dere, kayıkları kıvrıla kıvrıla uzak tepelerin ardına götürür, birkaç gün sonra da başka bir kıyıdan geri getirirdi. Kasabalılar, geri dönen kayıklardaki dilekleri okuyunca gülümserdi. Çünkü bu dilekler çoğu zaman gerçekleşmiş olurdu. Biri yeni bir arkadaş edinir, biri kırılan uçurtmasını onarır, biri de uzun zamandır konuşmadığı komşusuyla barışırdı.

On yaşındaki Lorin, bu geleneği herkesten çok severdi. Bir sabah mavi bir kâğıda, “Kasabamızdaki herkesin yüzü daha sık gülsün,” yazdı. Kayığı dikkatle katlayıp suya bıraktı. Fakat o gün dere kayığı alıp götürmedi. Küçük tekne birkaç kez döndü, sonra kıyıdaki söğüdün köklerine takıldı.

Lorin kayığı kurtardı, yeniden suya bıraktı. Kayık yine geri geldi. Üçüncü denemesinde derenin ilerideki taşlık bölümünde yüzlerce kâğıt kayığın biriktiğini gördü. Kimi ıslanıp yumuşamış, kimi dallara tutunmuş, kimi de çamurun altında kalmıştı. Dere, neredeyse görünmez olmuştu.

Kasabanın büyükleri durumu duyunca kıyıya geldiler. Herkes bir şeyler söyledi ama kimse ilk adımı atmadı. Fırıncı, “Benim dükkânda işler yoğun,” dedi. Değirmenci, “Önce başkaları başlasın,” diye ekledi. Lorin, derenin kenarındaki uzun söğüt dalını eline alıp çamura saplanmış kayıkları çıkarmaya başladı. Bir süre sonra komşusu Sera yanına geldi. Ardından üç çocuk, iki balıkçı ve fırıncı da ona katıldı.

Kayıkları sudan çıkarırken Lorin, her birinin üzerinde farklı bir dilek gördü. “Yeni bir çift ayakkabı istiyorum.” “Bahçemizde daha çok çiçek olsun.” “Kardeşim benimle oyun oynasın.” Bir kayığın üzerinde ise yalnızca tek bir cümle vardı: “Biri bana yardım etsin.” Lorin bu kayığı avucunda uzun süre tuttu. Dileklerin bazılarının yalnızca bekleyerek gerçekleşmeyeceğini o anda anladı.

Birlikte Katlanan Dilekler

Çocuklar kayıkları ayırdı, büyükler dere yatağındaki dalları ve taşları temizledi. Fırıncı, herkes yorulunca sıcak çörekler getirdi. Değirmenci, suyun önündeki ağır kütüğü kaldırmak için tahta kaldıraç hazırladı. Kasabanın en sessiz kişisi olan saatçi Nema ise kayıkların bir daha birikmemesi için kıyıya küçük bir tahta iskele yaptı. Herkes elinden geleni ortaya koydukça derenin sesi yeniden duyulmaya başladı.

Sonunda çamurun altından sarı bir kayık çıktı. Üzerinde Lorin’in kendi dileği yazıyordu: “Kasabamızdaki herkesin yüzü daha sık gülsün.” Lorin, dileğinin henüz gerçekleşmediğini düşündü. Tam o sırada Sera ona un bulaşmış burnuyla baktı ve kahkahaya başladı. Fırıncı, “Gülmek için bazen burna biraz un yeter,” deyince herkes gülmeye koyuldu. Derenin kıyısı, uzun zamandır görülmemiş bir neşeyle doldu.

O günden sonra kasabalılar dileklerini tek başına suya bırakmamaya karar verdi. Her kayığın yanına, dileği gerçekleştirmek için yapılabilecek küçük bir iyilik de yazdılar. Yeni arkadaş isteyenler birlikte oyun kurdu, çiçek isteyenler bahçelere tohum ekti, yardım isteyenler kapılarını birbirine açtı. Çınçın Deresi ise temiz ve neşeli akmaya devam etti.

Lorin, sarı kayığı evinin penceresine astı. Her sabah ona bakıp şunu hatırladı: Bazı dilekler suya bırakılınca değil, el ele verince yolunu bulur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu